21 Nisan 2016 Perşembe

Ümera ile Ulema

Cumhurbaşkanlığı iletişim koordinatörü Mücahit Küçükyılmaz'ın yeni kitabı Şeyh ile Hükümdar yakın Türk siyasi tarihi hakkında denemeleri içeriyor. Küçükyılmaz, bu kitap Ulema ile Ümera'nın mücadelesini de ele alıyor diyor. kavgasını paralel devlet yapılanmasına gönderme  Osmanlı'da da zaman zaman yaşanmış benzer kavgalar olmuştur diye ekliyor. Ümera devleti temsil ediyor. Ulema ise alimin çoğuludur ve bilgin anlamına geliyor. Alim'i aslında bugün daha çok kadim bilgiye haiz bilginleri kastederek kullanıyoruz. Küçükyılmaz, Ümera ve Ulema'nın yaparak bugünü işaret ediyor. Bir soru; Bugünün bilgini, kadim bilginin Uleması aynı kefeye konabilir mi diye yeni bir tartışma ateşini fitilleyebiliriz. Ya da her devrin bir Molla Kasım'ı vardır diyebilirsiniz. Ya da devir ile alakalı değil iman ile ilgili diyebilirsiniz. Tartışmaya açık. Bu konuda TV programı yapanlara duyurulur.
Ümit Gülbüz Ceylan




8 Mart 2016 Salı

Yaşlandıkça


İnsan kırk yaşını geçince hiçbir şeye şaşırmıyor. Kırk beşini geçince ise artık her şey olması gerektiği gibi oluyor deyip sırtını yaslayıp olayların seyrine bakıyor, herkesin payına düşeni görüyorsun.
Ümit Gülbüz Ceylan

4 Şubat 2016 Perşembe

Ölüm Mevsimi

Bahar gibi geldi ölüm. Kuşlar cıvıldaşırken, hava mis gibi çiçek kokularını etrafa yayarken gözümüzde bir damla bahar yağmuruyla göçtü gitti sevdiklerimiz.

Ümit Gülbüz Ceylan

3 Şubat 2016 Çarşamba

Kalıba döktük insanlığı.


İnsanlık surette değil ki! 
Her şeyi kalıba soktuk.
Müslümanlığı insanlıktan çıkardık şekle hapsettik. 
İnsanlık gitti suretler kaldı içi bomboş.


Ümit Gülbüz Ceylan

27 Ocak 2016 Çarşamba

İnsanlık mı, Müslümanlık mı?

Müslümanlık diyor birileri insanlığı unutarak. Müslümanlıktan maksat insan olmaktı aslında. İnsan olamamışken Müslüman olsan ne olur, Hıristiyan olsan ne olur? Beşerlik şaşmış kalmış, müslümanlık sorgulanmakta.


Ümit Gülbüz Ceylan

25 Ocak 2016 Pazartesi

Hayat



Bugün kuşlar yüreğime göç ediyorlar, çığlık çığlığa bağırarak. Neyin habercisi bu sesler? Umut dağların ardından doğuyor. Umudu görenlerle göz göze, el ele zamansızlığa koşuyoruz ya! İşte hayat bu. Ümit Gülbüz Ceylan

20 Ocak 2016 Çarşamba

Zahmet Rahmet Getirir

Kimisi rahat evinde ve rahat yatağında, altın tepside önüne sunulanlara rağmen bir baltaya sap olamazken, kimisi de türlü türlü imkansızlıklar ve hatta akıl almaz acıları kendine kamçı ederek başarının anahtarını eline alır. Zor şartlarda elde edilenler kıymetlidir elbette, bunu bilen bilir ve başarıyı hiçbir zaman tesadüfe bırakmaz. Onun için başarı kararlı, planlı ve programlı çalışmak demektir. En önemlisi inançla, umutla sağlam bir iradeyle adım atarak elde eder. Bugün basına yansıyan bir haber bu satırları yazmamın tek sebebidir. Diyarbakır’ın Sur ilçesinde patlayan bomba ve silah sesleri arasında iki genç, TEOG sınavında elde ettikleri başarıyla adlarından söz ettirdiler. Zahmet rahmet getirir derler. Sıkıntılar içinde ne hikmetler vardır. Sıkıntıda olan kişi bu sırra erer; çok çalışır ve Allah ona yardım eder. Bize de böylelerine yardım etmek ve desteklemek düşer.
Ümit Gülbüz Ceylan

15 Ocak 2016 Cuma

Vakti Kuşanmalı İnsan.

En fenası cahil aydınlardır diyen büyüklerimizin sözleri kulaklarımı çınlatırken, koskoca insanların gözlerinin önünde duran perdeleri kaldıramamaları beni hiç de şaşırtmıyor doğrusu. Zira basiret denen şey gerçekten bir lütuf ama Doğuda, Güneydoğuda yaşananları da görememek için muhakeme yeteneğinden mahrum olmak gerekiyor demek ki!.. Yani hak kelamından bir nebze de olsa nasibini alamamış olanlar, kendi cehennemlerinde böyle helak olacaklar anlaşılan. Yani doğruyu görememek, düşmana hizmet ederek hainlik yapmak en önemlisi de kalplerinde vicdan ateşinin sönmüş olmaları, bu okumuş cahillerin cezası olsa gerek. ...
Bir tuhaf zamanlardayız; Doğuda her gün bir ateş düşüyor yüreklere, Batıda ise kalpler çoktan yanmış kül olmuş. Hangisi iyi, hangisi kötü? Bir vicdan muhasebesi yapamayacak durumda mıyız artık? Topyekun bir olup harekete geçemeyecek miyiz artık? Zamanın sahibine boyun eğip vaktimizin daraldığını anlayamayacak mıyız? Bu körlük perdesini kim kaldıracak aradan? Kendi kendime üst üste sorular sormaktan yılmayan, kendi üzerime düşen vazifemi de hatırladıkça elbette zor geçiyor bu zaman!.. ...
Yapılacak iş; herkes kendi vazifesine dönmeli böyle acaip ve muazzep zamanlarda. Boşa zaman geçirmek en büyük düşman. Çalışıp zamana hükmetmeli insan. Ne yazık ki böyle bir zamana talip oluyor akreple yelkovan. Boşa geçen zamanlarda ve öldürülen vakitlerde saatlerin kadranında ağır bir yüktür akreple yelkovan. Sözün kısası herkes vakti bilinçle kuşanmalı. Cehaleti yenmek, karanlığı aydınlatmak ve kurtulmak için yeniden okumalı insan.Tekrar tekrar başa dönüp yeniden okumalı ve yeniden şuurla yaşamalı insan.


Ümit Gülbüz Ceylan
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...