19 Aralık 2014 Cuma

Misafiriniz Uyuz Bir sokak Köpeği Olsa

O bir sokak adamıydı. Yeri yurdu yoktu. Nerede akşam, orada sabahlardı. Evsiz barksız yaşamak zordu elbette. Eskiden telefon kulübeleri, bankamatiklerin kapalı alanı bulunuyordu. Özellikle kışın soğuğundan korunmak için  buna benzer yerlerde gecelerdi bu sokak adamı, kimsesiz ve meczuptu. Köprü altlarında, viyadük direklerinin diplerinde, parklardaki banklar üzerinde yatar, kıyıda, köşede, nerede bir kuytu varsa mukavva kutularıyla orada sabahlardı. 

Gelen geçen hiç mi rahatslık hissetmiyordu bu adamın durumundan. Toplum olarak duyarsızlaşmıştık belki. Belki de insanlık ölmüştü. Vicdan körelmişti. Adalet hükmünü icra etmemişti bu adamın üzerinde. Kimsesiz bir gariban, kimsesiz bir meczuptu bu adam. Rahatsızdı. yürüyecek hali de yoktu. Yıkanmak, temizlenmek bir tarafa, bir lokma ekmek, bir yudum suyu bile temin edemeyecek kadar gücü yoktu belkide. 

Yine kendisi gibi sokakta yaşayan  bir adam beliriverdi adamın yanında birden. Sanki ondan biraz da bakımlı, eli ayağı tutan ve bir gömlek durumu iyi olan bir adamdı bu gariban adamın yanına gelen. Elinde naylon bir poşet, belli ki poşetin içine konmuş  bir iki erzak. Gelen adam sessizce selam vererek oturdu garibanın yanına. O da bir zamanlar onun gibi düşkün ve sokaklarda yaşayan kimsesiz bir adamdı vesselam. Sokaklardan, çöp konteynerlerinden, kağıt, plastik ve metal toplayıp satarak nafakasını çıkartıyordu besbelli bu adam. 

Adam eski bir gazete kağıdı üzerine, poşettekilerini bir bir çıkarıp koydu. Bir ekmek, bir şişe su ve külah yapılmış gazete kağıdında bir kahvaltılık zeytin. Bir de soğuk algınlığı için bir kutu aspirin. Bu günkü nevale buydu her iki kisşinin. Besmeleyle başladılar yemeğe. Bir de ne görsünler, ekmek kokusunu alan uyuz bir sokak köpeği de geldi yanlarına. Belli ki  bu zavallı köpek de aç. Bu beklenmedik misafire tebessümle karşıladılar her ikisi de. "Misafir rızkıyla gelir, sofraya bir tabak daha koyalım, gelen misafirimize yer açalım" diyerek gülüştüler. Onlar için belki mutluluk buydu işte. Buna karşın hep birlikte şükrettiler kendilerine bu rızkı ihsan edene.


Ümit Gülbüz Ceylan

17 Aralık 2014 Çarşamba

Kadın bir Annedir

Kadınların çilesi çekilir gibi değil; fakat bu çileyi annelik duygusu çekilir hale getirir diye düşündü içinden bir anne. Onca sıkıntı ve acıdan sonra annelikten daha değerli bir rütbe olmamalıydı bir anne için. O bir anneydi. Annelik yüce bir şeydi. İlk kez doğum yaptığında bebeği kucağına verildi. Sanki içine bir güneş doğuverdi. Sarıp sarmalanmış masum bir bebek annesinin kokusuyla buluşuverdi. Dünyanın en tatlı bakışı, en tatlı gülümseyişi, annenin bebeğine bakışı ve annenin bebeğine sevgiyle şefkatle gülümseyişiydi. Kalpten gelen sevgi ve şefkat dolu bu bakış, annelik içgüdüsüyle içten, masum, koruyucu ve sarmalayıcı olduğu kadar, büyüleyici ve şifalı bir bakıştı. Anne için Allah tarafından kendisine verilen bir lütuftu bebek. Bu hoşlukla annenin yüz ifadesindeki gülümseyiş, ancak  Allah'a olan bir şükrün ifadesiydi. 

Yeni annelik duygularını tatmış bir kadın, bu dünyada her şey bizim için bir ibret diye düşündü yeniden. Doğarken doğal olarak ağlayan bir bebek, annesinin kucağına verildiğinde nasıl susabiliyor,nasıl teskin olabiliyor! diye düşünmekten kendini alamıyor insan. Anne kucağında  şarkısız, şiirsiz, ninnisiz, Kudret-i İlahiden kendini emin ellerde  ve güvenilir hissedebiliyor kundaklı bir bebek. Onu belki siz görmeyebilirsiniz ama, annesinin gülümseyişine gizli bir gülümsemeyle karşılık veriyor bu bebek aynı zamanda sanki masum bir melek. Kim bilir belki onu kendisi gibi masum olan melekler gülümsetiyor. Sanki anne bebeğinin, bebek de annesinin aynası gibi. Sanki birbiriyle eşgüdümlü hareket ediyor;  birlikte gülümsüyor, birlikte ağlıyor gibi. Böylece  insan bir mucizeyi yaşıyor ve bir mucizeye idrak ediyor. İnsan bir kez daha düşünüyor; anne kucağına alırken bebeğini tebessümle almalı; daha da önemlisi "Besmele"yi unutmamalı.

Kendisi gibi her kadın anne adayı olduğunda bebeğinin eli ayağı düzgün olsun istiyor. Anne olarak hangimiz bebeğimiz için kaygı duymadı ki!.. En önemlisi hayırlı evlat olsun, ilim irfan sahibi olsun, ilmiyle irfanıyla insanlığa hizmet etsin istiyoruz. Yeter ki Allah'a kul olsun, mutlu ve huzurlu olsun istiyoruz. Bir kadın anne olduğunda da sanki dünyalar onun oluyor. Bir bebek doğuyor, insan oluyor, adam oluyor. Bir bebek için hayat anneyle başlıyor. Anne de annelik varlığını ve vasfını bebeğiyle kanıtlıyor. Onu sadece doğurmakla kalmıyor; sevgisiyle, şefkatiyle, merhametiyle onu besliyor, ninnilerle avutuyor,  dualarla  büyütüyor, onu topluma ve  geleceğe taşıyor. Onu duayla, zikirle ve şükürle Allah'a emanet ediyor.

Ümit Gülbüz Ceylan 


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...