14 Ağustos 2014 Perşembe

Şuurlu yaşamak... Zulme karşı çıkmak!

İnsanlık onurunu korumak ancak bilinçli yaşama mefkuresiyle olur. Şuurlu insan varlık aleminin bir parçası olduğunu bilinciyle herhangi bir varlığa yapılan kötülüklerin eninde sonunda kendisine de bumerang etkisi yapacağını bilir, bu bilinçle “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyemez. İnsan sosyal bir varlıktır. Bu sosyal gerçeğin içinde sadece insanoğlu yer almaz; var olan varlıklar alemindeki bütün varlıkları içine alır. Dolayısıyla dünyanın öbür ucunda bile olsa yapılan katliamdan kendisi de etkilenir. Canı acır, yüreği burkulur. 

İnsanlık olarak yapılan bütün zulümlerden hepimiz tek tek birey olarak da sorumluyuz. Onun için, din, dil, ırk, mezhep, meşrep ayrımı gözetmeksizin insanlık için çaba göstermeliyiz. Elbette vicdanlarımız zulüm karşısında acıyor ve parçalanıyor. Bugün de başta Gazze’de olmak üzere, dünyada acı çeken, zulüm gören her olayın karşısında sesimizi çıkartmak zorundayız. İnsanlık suçuna karşı tepkimizi göstermezsek adalet istemenin bir anlamı da kalmaz. Çocuk ölümleri karşısında zalimce sırıtanlara tepkimizi vermezsek, çocuklarımıza olan bitenleri anlatamayız. Bizim duruşumuz insanlığımız gereği zulme karşı bir duruş olmalıdır. Bizim seçimimiz insanlığın seçimi olmalıdır. Bizim var olma mücadelemiz Gazze’yle birlikte, müslümanlığın ve insanlığın seçimi olmalıdır. Zira insanlığın kurtuluşu adalet ve hakkaniyet duygusuyla insanlığın kurtuluşu olacaktır.
Herkesin bir insan ve müslüman olarak yapabileceği şeyler vardır. İyi düşünmeli, birlikte hareket etmeliyiz! Biz  ne yapabiliriz? İmkansız gibi görünse, yine de neler yapabileceğimizi paylaşmalıyız. Dostlarımızla, çevremizdekilerle bu konuyu etraflıca konuşmalıyız. Kendi kendimizi muhakeme ve muhasebeye çekmeliyiz. Nasıl yaşıyoruz, ne yiyor ne içiyoruz? Bu arada en yakınımız, komşumuzun durumunu biliyor muyuz? Dünya da onca zulüm hüküm sürerken bilinçli bir duruş sergileyebiliyor muyuz? İşte bütün bu sorulara cevap olarak, Asr-ı Saadette yaşamış olan müslümanların birbirleriyle nasıl bir uhuvvet içinde yaşadıklarını verebiliriz. Eğer insani, İslami ve vicdani sorumluluğumuzu yerine getirim huzur ve mutluluk duymak istiyorsak; başta Ensar Muhacirin kardeşliğini özümseyerek, insanlığımızı ve müslümanlığımızı bir şuur olarak yaşamalıyız. Zulme karşı çıkmak şuurlu yaşamakla olur. Bizim en büyük mefkuremiz zulme karşı durma, Allah’a kul olarak da şuurlu yaşamak ve Allah’ın rızasını kazanmak olmalıdır.

Ümit Gülbüz Ceylan 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...