27 Haziran 2013 Perşembe

Mahmut’u Annesi Zanneden Kuzu


Gökçeada, kafa dinlemek, şehrin keşmekeşinden kurtulmak için bir sığınak. Rüzgârı insanın içine su serperken, tertemiz denizi ruhunuzu yıkıyor. 
Burası kıraç tepeleri ve yer yer ağaçlandırılmış yamaçları ile adeta uzaktaki bir huzur adası. Kıyıları dünyanın nice güzel köşelerini aratmayacak kadar, insanı içine çekerek kekik kokuları ile bizi aslında ait olduğumuz ruh iklimine taşıyor. Ada’nın sahilden biraz içerideki merkezi dışında, yerli halk ile pek karşılaşmıyorsunuz burada. İnsandan daha çok koyun, kuzu, keçi ve oğlak ile yolunuz çoğu zaman kesişebiliyor adada. İşte anlatmak istediğim konu da tam burada başlıyor. Tatil için gittiğimiz Gökçeada’nın Aydıncık Plajı mevkiinde kaldığımız otelde bir kuzu vardı. Mekanın bir çalışanı, görevlisi gibiydi. Tabi şehirde alışık olmadığımız bir şeydi bu. Bu sevimli küçük beyaz kuzu, oradan oraya zıplarken hep birinin peşinden koştuğunun farkına vardık. Bu kişi, bu bu otelin işletme görevlisi Mahmut’du. Mahmut, uzun boylu esmer, çok da uzun olmayan kıvırcık saçlarıyla bir Doğu Anadolu genci izlenimi veriyordu. Mesafeli ama saygılı bir duruşu olan bu genç, sert görüntüsünün aksine peşinde koşan bu kuzuya gösterdiği şefkati de pek açığa vurmadan işinin arasında onu da kollayıp gözetmeyi ihmal etmiyordu. Kuzu, Mahmut’u bir an gözden kaybetmeye görsün; başlıyor hemen "meeeeeeeeee, meee, meeee" diye acı acı bağırmaya. Akşamüstü Mahmut denize girdiğinde, o da sahile gelip deniz ile kumun kesiştiği noktada duruyor ve Mahmut’a seslenircesine acı acı meliyor. Bazen Mahmut onu kucağına alıyor ve denize beraber giriyorlardı. Çoğu sabah kamelyanın altındaki yastıkların üzerinde beraber uyurken gördüm. Mahmut’un elinden pet şişeye geçirilmiş bir emzikten sütünü keyifle içiyordu. Sonradan adının Körbi olduğunu öğrendiğimiz bu kuzunun sadece bir aylık hikayesi vardı. Körbi, bir ay önce yeni doğmuş bir yavru iken, Mahmut tarafından bulunmuş. Annesini etrafta göremeyen Mahmut kuzuyu sahiplenmiş. Kuzucuk, ne bilsin; ha annesi, ha Mahmut. Onu kim doyurup başını okşadıysa, kimden şefkat gördüyse annesi oydu Körbi için. 
Demek ki; hayatın menşei sevgidir. Sevgi ilgiyi getirir. Kuzu bile ayrım yapmadan, anne diye bir insanın peşinden koşabiliyor. sevgi, şefkat, merhamet olduğu sürece saksıda kuruyan çiçek bile  yeniden yeşerebiliyor. O zaman insan  ve toplum olarak birbirimizi ayırıp, bölmeden, kalpleri kırmadan bir gönül medeniyeti niye kurmayalım. Eğer sevgi, şefkat, merhamet varsa bütün yüzler gülecek ve gülümseyecektir.
Ümit Gülbüz Ceylan

20 Haziran 2013 Perşembe


Durmak yok; yürümek var. 
Ömür bir maratondur; 
Ölüme koşmak var. 
Ölüm, sizin bildiğiniz ölüm değil; 
Hakikatin sonsuzluğunda 
Sevgiliyle  buluşmak var.

Ümit Gülbüz Ceylan

Şeker Pembesi


Kırmızıyı severiz. Kırmızıdan mülhem şeker pembesini daha da çok severiz. Şeker pembesi masum bir çocuğun gülüşü gibidir. Kız çocuklarımızın sevdiği renk kırmızıyla şeker pembesidir. Kırmızı ve pembe üzerinde beyaz puantiyeler daha da çocuksu duyguları, ruhumuzda taşıyoruz demektir. Giyim kuşamda bembe babet ayakkabılar, yazın özgürlüğüne göz kırpan,  en gözde aksesuardır. Pembenin şekerle buluşması gibi, tebessümün getirdiği mutluluk gibi.

Ümit Gülbüz Ceylan

12 Haziran 2013 Çarşamba

Yaratandan Ötürü...


Biz  insanlar sadece canlılara değil, canlı cansız bütün varlıklara karşı sorumluyuz.  Kullandığımız herhangi bir eşyaya karşı da insani ve vicdani olmalıyız.  Başka şeye kızıp, cep telefonumuzu fırlatıp atamayız. Sinirimizi ondan alamayız. Taşı bile ayağımızla tekmeleyemeyiz.  Gün gelir o taş ayağımızın altınad yol olur.  Gün gelir telefonumuzdan müjdeli  bir haber alır, seviniriz. Onun için bütün canlı ve cansız varlıklara karşı saygılı olmalıyız.  Eşyanın bir varlık amacı vardır. Yaratan onu  bir hizmet için yaratmıştır. Yaratandan ötürü de  yaratılanları severiz. 

Ümit Gülbüz Ceylan

3 Haziran 2013 Pazartesi

Tebessüm'le Aysha Dergide'yim


ALBERT BENOZİYO  İşadamı

- Hayatta sizi tebessüm ettiren şey veya şeyler nelerdir?
- Sorduğun bu soru beni kendimi sorgulamaya sevk etti. "ben tebessüm ediyor muyum?" eşime öyle olup olmadığımı sordum, o da hiç asık suratlı olmadığımı söyledi, halbuki ilk eşim beni asık suratlılıkla itham ederdi. Zaman içinde neyin değiştiğini düşündüğümde ise ; sorun ve problemlerimin artık eskisi kadar zor olmadığını fark ettim. Bunu da kendimle çok daha barışık yaşamakta olduğumu, eski hırs ve beklentilerimden kurtulmuş olduğuma yordum. Dolayısıyla ; sevdiklerimle olmak, dünya güzelliklerinin şahidi olabilmenin doğal neticesi tebessümdür diyebilirim.
- Hoşgörü deyince aklınıza gelen ilk isimler nedir? Toplumda hoş görünün bozulmaması için fertlere düşen görev nedir?
Hoşgörüye gelince akılıma ilk gelen RABimdir. Ve hiç şüphesiz onun istekleriyle hakikatine inanarak yaşayanların da sergileyeceği hoşgörüdür. Önemli olan karşındakini suçlamadan kişinin önce kendisini sorgulayabiliyor olmasıdır veya nefsinizin kendinize biçtiği kıymet kadar karşınızdaki de değerlidir. Son zamanlarda gazetelerde okumakta olduğumuz şiddet ve cinayet olaylarının temelinde hoşgörüsüzlük vardır ve bunlar eğitimsizlik veya yanlış eğitimdir. Tabi faturayı devlete kesmek mesuliyetten kaçmanın kolay yoludur. Hoşgörünün aile içi eğitim ile erken yaşta kazanılabileceğine inanmaktayım ve bu özellikle kadınlarımızın daha iyi eğitilmesi şarttır.

GÜLBEN ERGEN
Sanatçı
- Hayatta sizi tebessüm ettiren şeyler nelerdir?
- Mutluluğun her türlüsü beni gülümseyin belki de her insan için geçerlidir bu cevap ama sevindirmek sevinmeden daha kıymetli benim için. Yaşayan her türlü canlıyı sevindirmenin kıymeti, değeri o kadar üstün ki...
- Çocuklar Gülsün projesiyle ülkenin dört bir yanında kreşler kuruyorsunuz.  Çocuklar Gülsün projenizin ismi çok anlamlı. Tecrübenize dayanarak soruyorum; sizce çocukları güldüren şeyler nedir?
- Çocuklar Allah'a o kadar yakın, o kadar lekesiz, yıpranmamış, yalana, paraya, kaygıya bulaşmamış canlar ki herşeyler mutlu oluyorlar. Bir kedinin süt içmesini izlemekten, bir plastik toptan, gökyüzüne salınmış bir uçurtmadan, bir zürafanın boyunun uzun olmasından, bulutların gökyüzüne dizilmesine kadar herşey çocukları mutlu eder. Açtiğimiz Anaokulları öyle uzak köylerde ki, yaşam dağların arasında saklı... Ve sevinç çok ucuz. Büyük şehirlerde gördüğümüz ama görmezden gelecek kadar çok gördüğümüz her renk orada gökkuşağı...Fırsat eşitsizliğinin en yakışmadığı varlık çocuklar. O sebeple Çocuklar Gülsün Diye :)

ZAHİDE ÜLKÜ BAKİLER
Yapımcı - Spiker
- Hayatta sizi tebessüm ettiren şeyler nelerdir?
- Hayatta en çok tebessüm ettiğim şey, bir çocuğun gülümsemesidir. 
- Hoşgörü deyince aklınıza gelen ilk isimler nedir? Toplumda hoş görünün bozulmaması için fertlere düşen görev nedir?
- Mesleğimi soranlara (televizyoncu demek daha doğru olabilir. Çünkü yapımcılık da yapıyorum) işimi söylediğimde ya yüzümü bir yerlerden tanıdıklarını söyleyenler oluyor. Ya da hangi kanalda, saat kaçta program yaptığımı soruyorlar. İlk zamanlarda başörtülüler ekranda daha azdı. Bu sebeple şaşkınlık hakimdi. Daha ziyade kişisel sorular soruyorlardı. Şimdi insanlar ekranlarda başörtülüleri görmeye alıştılar ve şaşkınlık yerini daha nesnel sorulara bıraktı. Bu, çok sevindiren bir durum... "

OMİD SAFİ 
ABD’li Akademisyen
- Hayatta sizi tebessüm ettiren şeyler nelerdir?
- Mütebessim yüzlüyümdür, sık sık da gülerim Elhamdülillah. Galiba bunun sebebi, çocuk tabiatlı olmam. Hayatta öğrendiğim birkaç şey benim için bir lütuftur ama kalbim her şeyden zevk alan bir çocuk kalbi gibidir. Beni en çok tebessüm ettiren şey, çocuklarımdır. Nazar değmesin, melek gibiler.  Ellerini tutmak, onlara sarılmak, yüzlerindeki bir tebessüm, dalgalı saçlarındaki küçük bir ayrıntı, kocaman kahverengi gözleri veya burunlarının şekli beni tebessüm ettiren şeylerdir. Bizi yaratan ve bize aşkı bahşeden Allah’ı düşündüğümde de tebessüm ederim. Bu dünyaya ve ahirete rahmet olarak gönderilen Hazret-i Muhammed’i düşündüğümde tebessüm ederim, Elhamdülillah. Hocalarımı, anne-babamı, Cemalnur Hoca’yı, Hz. Mevlânâ’yı düşündüğümde de hep tebessüm ederim.
- Hoşgörü deyince aklınıza gelen ilk isimler nedir? Toplumda hoş görünün bozulmaması için fertlere düşen görev nedir?
Çok güzel bir soru. Bazen ruhumu yorsa da, anlaşılmak diye bir sorunum yok. Keşke insanlar bu dindeki güzelliği görebilseler. Keşke Allah’ı Rahman ve Rahim olarak, ve Hazret-i Muhammedi de rahmetel lil âlemin olarak görebilseler. Bunların yerine sık sık sorulan sorular şiddet, cihad ve kadına baskı ile ilgili oluyor. Bu anlamda, bu benimle ilgili bir sorun değil, İslâm ile Allah ile, Peygamber ile ilgili bir sorun değil. Sorun, insanların kafalarındaki “tasavvur” sorunu. Hepsine huzur, özgürlük, eğitim ve aşk diliyorum ki böylece herkeste var olan iyiliği ve güzelliği inşallah görebilsinler.

FERDA YILDIRIM
Yapımcı - Spiker
- Hayatta sizi tebessüm ettiren şeyler nelerdir?
- Bir başkasının tebessümü beni tebessüm ettiren şeylerin başında geliyor... Eğer bir şeye üzülmüşsem, stres altındaysam veyahut moralim bozuksa yüzüne tebessüm yayılmış birini gördüğümde bende yeniden hayata bağlanıyor ve tebessüm etmeye başlıyorum...
- Hoşgörü deyince aklınıza gelen ilk isimler nedir? Toplumda hoş görünün bozulmaması için fertlere düşen görev nedir?
- Bu durum mesleğin cilvelerinden. Aslında son derece tuhaf bir durum olsa da profesyonellik gereği eğer moral bozucu bir haberin ardından gülümseten bir haber geliyorsa, tebessüm etmek zorundasınız ya da tam tersi. Fakat ben böyle durumlarda zoraki bir gülümseme yerleştirmiyorum suratıma. Çünkü bu çok belli oluyor yayında. Eğer bir önceki haber canınızı sıktıysa izleyici de bunu bilmeli. İlle de moral bozan bir haberin ardından gülümsemek zorunda değilsiniz...

Ümit Gülbüz Ceylan


2 Haziran 2013 Pazar

Tebessüm'le Merhaba!.



Bir başlangıç noktasındayız bugün.. Havva ile Adem’in buluştukları gibi.. Dünyaya gelen bir bebeğin ağlaması gibi, hasta yatağında yatanın iyileşmeyi beklemesi gibi. Mutluluk, sevinç, zafer, belki de hüzün ve hayal kırıklıklarının bizi güçlendirmesiyle buradayız bugün. Bir başlangıç yapıyoruz tüm olumsuzlukları geride bırakarak bugün. Yeniden doğuyoruz küllerimizden. İnancımızın gücüyle dimdik varlığımızı yapılandırıyoruz yeniden. Sevincimiz; hayatımızı aydınlatan, her düşğümüzde elimizden tutan O’nun tebessümündendir. Hüznümüz; O’nun rahmet yağmurundandır.

İnsanız ya; umutlarımızla yaşarız.. Bin kez düş kırıklığı yaşasak da, bir kez umut ışığı yakaladığımızda, tekrar dimdik ayaktayız. O bilir ki; bizim için neyin hayır, neyin şer olduğunu. O'nun tayin ettiği takvim geldiğinde de, yüzümüzün güldüğünü de biliriz. Önce biz biz olduk. Bizi biz yapan değerlerle buluştuk. Bize inanmayanlar, bizimle yüreği atmayanların sözüyle değil; özümüzdeki iman ve ihlasla bir çınar gibi kök saldık her mevsimde. Bizi üzenlerin, her fırsata bizi örseleyenlerin önünde omuzlarımızı dik tuttuk,düşürmedik. Şimdi yeni bir gündeyiz. Yeni bir devirdeyiz. Bir Besmeleyle sayfamızda, dostlarımızla birlikteyiz. Bu  sayfada yazarız,bu sayfada çizeriz, bu sayfada hayatın fotoğrafını çekeriz. Bir iletişim dili oluşturur, tebessüm ederiz. 

Tebessümdür bizi ayıran diğer yaratılanlardan.. Tebessümdür kucaklaşma ve kaynaşma.. Tebessümdür acıyı bal eden.. Tebessümdür samimiyet.. Tebessümdür  Yaratıcının en büyük armağanı.. Tebessümdür en büyük sadaka.. Herşey güzel olacak; "Tebessüm"le merhaba!.. 

Ümit Gülbüz Ceylan
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...