11 Nisan 2013 Perşembe

Yorgunluklarımız Ayrıntılarda Gizlidir.


Gün içinde her günkü rutin koşuşturmalarımız biz anneleri fevkalade yoruyor. Dışarıdan bakıldığında “Aman canım ne var ki” denebilecek türden gibi görünebilen hayatımız, erkekler ve babalar nezdinde böyle düşünüldüğünden de eminim. Çünkü biz kadınlar ince ayrıntılara olan hakimiyetimizle başarıyoruz iyi çocuklar yetiştirmeyi. Ev, çocuklar, alışveriş, yemek derken tüm bu basit kelimelerin içine girdiğimizde, bir kelimeden bin tane permütasyon yaratabiliriz. İşler göründüğü gibi basit değildir. Elbette olayları basite almak ve gözümüzde büyütmemek lazım. Zaten yeteri kadar ağır yük varken üzerimizde, işleri çıkmaz sokağa sokmamak da gerekir. Ancak biz annelerin yükünü hafifletecek yegane şey, sadece anlayışlı bir bakış ve bir dokunuştur. “Bize madalya takın” da demiyoruz ama “Yüreğimize de su serpin sevgili eşler.” Günümüzde büyük şehirlerdeki kadınlar birer eş olmanın da yanı sıra, ekonominin de içinde birer nefer gibi çalışıyorlar. Kimisi fıtratına ve meşrebine  göre bir meslek seçebilmişken, birçok kadın da maalesef mecbur kaldığı işi istemeye istemeye yapmaktadır. Bu kadın erkek için değişmiyor. Sevmediği işi yapmak zorunda kalanlar, bir nevi psikolojik travmalar da yaşayabiliyorlar. Bütün bunlar daha iyi bir gelecek için yapılıyor. Kadınlar anneanelerimiz, hatta annelerimiz gibi artık sadece birer ev hanımı değiller. Çalışma hayatlarıyla birlikte bir de evin ve çocukların sorumluluğu yine annelerin üzerindedir. Her ne kadar eşit sorumluluktan bahsedilse de, kaç tane erkek akşam üzeri eşine yardım edebilmek için planlar yapıp alışveriş listesini önceden oluşturuyor!.. Veya kaç eş, eşine akşam çocuklar yattıktan sonra, onu anladığını ifade eden konuşma yapıp, eşine nasıl destek olabileceğini sorup yüreğine merhem oluyor. Hep kadınlar önceden bir şeyleri planlamak ve eşlerini kendisine yardım etmeye teşvik edecek planlarla kafa yoruyorlar. Küçük  ayrıntıları görebilmek ve algılayabilmek için mutlaka bir gözlük, bir mercek ve bir mikroskop gerekmiyor. Eşimizde, çocuklarımızda ve palyaştığımız ailemizle ilgili her tür değerlerde birliktelikte olmak işin esasını oluşturuyor. Sadece güzellikler değil, sıkıntılar da birlikte aşıldığında bu hayat o zaman anlam kaza kazanır. Yoksa tek taraflı hayat bütün yükünü bir kişiye yükleyecektir. Yorgunluk yorgunluk üzerine gelerek, duyarsızlaştıracaktır. Oysa birlikte plan, program yapmak, birlikte geleceğe daha vizyoner bakmak, sürekli birlikte güncellenmek, birlikte gelişmek, sevgiyi de kaynaşmayı da diri tutacaktır. O zaman insan değerli olduğunu anlayacaktır.

Ümit Gülbüz Ceylan

7 Nisan 2013 Pazar

Hayata İyi Taraftan Bakmak


Bir gün gelecek, gelecek olan   bir gün de bitecek.Hayatımıza geriye doğru baktığımızda sevinçlerle birlikte umutlarımıza kavuştuğumuz günlerin anısı kalacak. Üzüntülerin yerini unutulmuş hayallere bırakacak. Hayal meyal hatırladığımız, çırpınıp durduğumuz, zehir zemberek acılar içinde kıvrandığımız zaman dilimi hayatımızın unutulmuş tozlu raflarında kalacak. İyi ve kötü anılardan ancak iyiler hatırlanacak. Tıpkı iyi insanlar gibi kalplerde yerini bulacak.. İyilikler ve iyiler sahneden hiç inmeyecek. Ödül kazansalar da kazanmasalar da, gün gelecek tüm ödülleri iyiler ve iyilikler toplayacak. İşte bu yüzden her şeye iyi yönünden bakabilmeyi iyi görebilmeyi başarabilirsek eğer, bizi unutulmayacak bir armağanla ödüllendirecek Yaratan. Kesin hüküm bildirmek haddime düşmez ama, iyi ve iyilerden olabilmek için, birbirine karışmış doğru ve yanlışların içinden  doğrulardan birini seçmeli insan. Yüreği vicdanıyla bütünleşmiş bir ruh taşıyan insan iyi yoldan gitmek ve iyilik yapmak ister. Bunun aksini insani ve vicdani açıdan hiçbir ruh kötülükleri istemez. Çünkü insan iyilik ve güzellik üzere yaratılmıştır. Yaratan güzel olanı sever. Bir karanlık ruh varsa eğer kötülüğe bulaşmış, bu da iyiliğin ortaya çıkması içindir. Kötülükten uzaklaşmanın panzehiri de iyiliğin varlığıdır. İyilik varken kötülük içinde ollmak akıl karı değildir. Her şeyde iyi olanı görebilen iyilikle, her şeyde kötüyü gören ise kötülükle veya karanlıkla karşılaşır. Olumsuzluklar çabuk unutulur, yeter ki yerini güzel günler alsın. Onun için hayata hep güzel tarafından bakmaya çalışıyorum elimden geldiğince. Biliyorum zamanla unutulacak hırslar, zararlar, kayıplar... Çünkü bizim kötü dediğimiz şeylerin daha kötüleri  de var.

Ümit Gülbüz Ceylan
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...