14 Ocak 2013 Pazartesi

Pazar Böreği Paylaşımla Bereketlenir


Pazar günü nefis bir börek iyi gider sıcak çayın yanında diye düşünerek kolları sıvadım. Birgün öncesinden, pazardan aldığım elde açılmış yufkamı masaya yaydım ve başladım böreği yapmaya. Bir tepsi börek pazar günü aile saadeti içinde, sıcak bir ortamda ne güzel giderdi!.. Ancak pazar günü olmasına rağmen, babamızın evde olmaması, oğlumuzun da arkadaşına gitmesi, bizi börekle baş başa, yalnız bırakacaktı. Sevgiyle, özenle yapılan bu güzel böreği, küçük kızımla oturup tek başına yemek doğrusu hiç içime sinmeyecekti. Börek fırında pişerken kokusu hafiften mutfağı ve evi sarmaya başlamıştı bile. Benim de aklıma, bir dostumla bu böreği paylaşmak geldi. Sırasıyla sevdiğim dostlarımı aradım, ancak kimse telefonunu açmadı. Aradıklarımın hiçbirine ulaşamadım doğrusu. Muhtemelen herkes ailecek planını yapmıştı. Börek fırında pişerken, bu böreği bir dostla paylaşmanın sıcaklığını düşünüyordum. Bakalım kime nasip olacaktı bu börek. 

Nihayet bir telefon beni geri arayınca sevindim. Kızımla yaşıt ikiz kızları olan, sevdiğim bir arkadaşıma nefis bir börek yaptığımı bunu paylaşacak bir dost aradığımı söyledim. Önce kendisini bize davet ettim, ancak iki kızla birlikte onun evden çıkması daha zor olacağından, benim ona gitmemin daha iyi olacağına karar verdik. Nihayet börek piştiğinde de, kızımla hazırlanıp, sıcak kıymalı, kuş üzümlü böreğimizle yola çıktık. Evine ilk defa gideceğim bu arkadaşım bizi, eşiyle bir ortak noktada karşıladılar. Evlerine vardığımızda onlar da hazırlıklıydılar.  Fırından sıcak pideler alınmış, bu günü belki de kutlamak adına küçük bir alman pastasını hazır etmişlerdi. Benim kızım ve arkadaşımın ikiz kızları, ayrıca evde torunlarına bakmak için bir süredir kızının evinde yaşayan anneanne ve dededeleri de oradaydılar. Yaptığım bu börekler, mütevazi bir sofrada paylaşılarak dostluklarımız lezzetle buluşacaktı.

Bunun sadece maddi olarak değil, aynı zamanda manevi bir gıda vermesini niyaz ettiğim için,  bu güzel insanlarla bir arada hemhal olmanın keyfiyle soframızın bereketlendiğine inandım. Kızlar saatlerce seslerini çıkarmadan yerdeki halının üzerinde oynadılar. Belki onlar da bu manevi sofradan gıdalandılar. Ruh âlemlerinde nice başka sofralar açıldı. Büyükler, küçükler, yaşlılarla hep birlikte olmanın feyzi ve bereketiyle paylaşılan dostluklar, gönüllerimizde, de bir yer edindiğini düşünerek güzel bir pazar günü geçirdik. Kızımla birlikte eve döndüğümüzde, böreğin geri kalanını tadamamış olan, diğer aile fertlerimize de ikram edince sonsuz bir gönül huzuruna kavuştum.. Böylelikle ilk defa bir börek tepsisi ertesi güne kalmadan bitmiş olmakla birlikte, ruhen büyük bir doyuma ulaşmak, belki de istemediğimiz üzerimizde ağırlık yapan bütün olumsuz duyguları, atmaya vesile olan börek partisi adeta benim için müsekkin bir terapi gibiydi. Huzurun, sükûnun ve mutluluğun içeriye girişi gibiydi.

Ümit Gülbüz Ceylan

4 Ocak 2013 Cuma

2013 Yeni Bir Devrin Başlangıcıdır.


2013 yılından çok beklentim yok. Beklentilerimi 2013 yılı karşılamıyacak ki benim. Beklentilerimi önce inancım, sonra da umutlarımla olgunlaşacak, azmim ve kararlığımla hedeflerimden sapmayacağım. Gerisi Allah’a kallmıştır. Takdir O’ndandır. Elbette insan için en başta sağlık olmak üzere, huzur ve mutluluk önemlidir. Bunun yanında maneviyatla birlikte maddiyat da beklentilerim içinde iç içedir. Kariyerim; fikir ve satattaki görüşlerim, mesleki bir yönüyle yazarlığım ve gazeteciliğim beni tatmin etmeye yetecektir. Ancak bu yönümle, eşim, dostum, yakınlarım ve sosyal hayatımla manen, maddeten, zihnen, daha iyi bir konumda olabilmem ve herşeyin yerli yerine oturabileceğini düşünmekteyim. Artık disiplin içinde ulusal bir gazetede periyodik yazılar yazayım, röportajlar yapayım, gerekirse bir ekip oluşturarak, bir sayfa yada özel eklere imzalar koymak istiyorum. Bütün istediğim profösyonel bir gazeteciliğin simgesi haline gelen sarıbasın kartı hamili de olmak da istekmlerimin en başında gelmektedir.

Bu anlamda kendime zaman zaman bu konuyla ilgili verdiğim süreler koyuyorum. Aslında sınırlandırmalardan hiç hoşlanmama rağmen, 2013 yılı benim için aynı zamanda bir nevi kendimle olan bir mücadelem yılı olacaktır diyebilirim. Bu sene bu dileğimin yerine gelmesi için çok çalışmalıyım ve bu isteğimin üzerinde ısrarla durarak  ciddi bir kararlılık göstermeliyim.

Zaman su akıp geçtikçe insan bazı konularda yerinde saydığını görebiliyor. Hatta daha da geriye doğru  gidişi olunca da doğal olarak üzülebiliyor. O zaman  zamanın daraldığı hissiyle insan işleri daha hızlı halletmek için harekete geçmek istiyor. Bir işi zamana yaymak o işe bağladığımız umutların da gerçekleşmemesi halinde insanı tüketiyor ve bu hayatının başka alanlarına da sirayet edebiiyor. O yüzden kendime yirmi iki yıl önce koyduğum bir hedefin artık gerçekleşmesi ile ilgili, taşıdığım umutlarımın arkasında kararlılıkla duracağım. Çünkü başarı ancak kararlılıkla olur bilincini daha da iyi kavramaktayım.. Yazı yazmak yanlışlıklara, kötülüklere, çirkinliklere karşı, doğrulukları, iyilikleri, güzellikleri topluma şırınga etmek demektir. Yazı yazmak yaralı yüreklere merhem, dertli gönüllere derman, hastalıklı ruhlara   şifa olmak demektir. Bu sebebten dolayı yazarlıkla ilgili dileklerimin gerçekleştiği gün; benim için kendimi bulmanın ve kendimi en iyi ifade etmenin bir başlangıcı olacaktır. 2013 yılı yeni ve büyülü bir devrin başlangıcı olacaktır.  

Ümit Gülbüz Ceylan
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...