3 Haziran 2012 Pazar

Yazmanın Sancısı Yazamamaktır


Bir şeyi yapmak isteyip de yapamamak, neden yapamadığını da bilememek insanı delirtebilir. Benim şu anda, böyle bir durumda olduğumu söyleyebilirim. Yapamamanın verdiği sıkıntıyla kıvranıyorum. Yazmalıyım, yazmam gerekiyor deyip deyip, dört  yana dolanıyorum. Bir içeri, bir dışarı çıkıp duruyorum. Bari temiz bir hava alayım diyorum. Beynime daha çok oksijen gider de belki bir ilham gelir, bir fikir ateşler beni yazarım diye umutlanıyorum. Ama nafile. Sonunda umutsuzlukla kendimi suçlayıp duruyorum. Beceriksiz olduğumu düşünüyorum. Daha  önce yazdığım onlarca yazıyı yazan kimdi o zaman diyorum. İşin içinden çıkmak gerçekten zor oluyor. Neden böyle oluyor. Neden yazamıyorum. Bu durumda ne yapmalı, bunun bir formülü bir ilacı var mıdır? Güzel bir müzik dinlemek, bir iki satır bir şey okumak mıdır bunun ilacı. Göğsümün üzerindeki ağrı ancak yazdıkça hafiflediğini hissediyorum. Nihayetinde şu anda yaptığım faaliyet bir yazma eylemi olduğuna göre seviniyorum aniden. İşte yazıyorum ya diyorum. İnsan mutlu olduğu şeyi yaptığı müddetçe mutlu oluyor, kendini iyi hissediyor, var olduğunu anlıyor. Acaba yazarken arada atıştırdığım şu lezzetli yeşil elmanın bir etkisi olabilir mi diye düşünmeden de alamıyorum kendimi. Elma, yazarken hayatıma lezzet katsa da asıl başarı inanmak ve inandığın şey için azmi elden bırakmamak oluyor. Keşke elma yiyerek yazılabilseydi iş çok basit olurdu.

Ne yazacağımı, hangi konu üzerinde fikir yürüteceğimi bilemiyorum bir anda. Yürütecek bir fikirim olmadığından değil benimkisi. Anlamını yitiriyor bazen her şey. Onca insan yazıyor zaten diyorum. Yazsam ne olacak ki diyorum. Başka şeylerde diyorum tabi. Sürekli bir şey demek yerine oturup yazmayı deniyorum bu defa. Defalarca deniyorum. Olmuyor olmuyor. Kalkıyorum bilgisayarın başından derin nefes alıyorum. Hadi gayret diyorum. Bazen bir iki satır karalıyorum ardından siliyorum. Ne olacak bu halim diyorum. Bir yerde okumuştum. Şimdi adı aklıma gelmiyor ama çok ünlü bir yazardı kendisi, yazmak için bazen saatlerce elinde kalem kağıtla öylece baş başa kaldığını ifade etmişti. Yani benim durumum o zaman olağandır diyerek sevinmeli miyim? Kendi içimde yaşadığım hezeyanları yazdığım satırlar, kelimler anlasalar diye yardıma çağırıyorum. Kelimelerin gücüne sığınıyorum. Harflerin tek tek yaratılışlarını düşünüyorum. Yazıya dökülmelerini diliyorum. Hatta yalvarıyorum. Sonunda ortaya bu yazı çıkıyor. Zihnim ne istiyorsa onu yazıyor bu eller. Ellerimle zihnime komutu veren o yüce kudretin gücüne bırakıyorum kendimi.

Bir billur su gibi aksın, gitsin kelimeler. İyilikler ve güzelliklerle buluşsun kelimeler. Bir nefes oluştursun hayat kurtarsın yazdıklarımız. Anlam bulsun bütün fikirler, duygular ve davranışlar. Çünkü bu andan itibaren benim planım değil bu yazdıklarım. Tamamen O’nun isteği ve iradesi doğrultusunda yazmak istiyorum. Şuanda neden, niçin bunu böyle yazıyorum. İnanın bilmiyorum.

Ümit Gülbüz Ceylan
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...