10 Mayıs 2012 Perşembe

Ölüm Var..


İlkbaharı çok severdin. Çiçekler toplar getirirdin. Onları bir küçük kavanoza koyardın kır bahçesi misali. Yine bir ilkbahar günü sessiz sedasız gittin bu dünyadan. İçimize tarifsiz bir acı bırakıp göçtün başka bir âleme. Yolculuğumuz bu kez senin cenazen için Biga’ya doğru. Yollarda mimoza ağaçları sarı sarı açmışlar. Kulağıma beyaz giyme seni yolcu sanırlar adlı Çanakkale türküsü çalınıyor. Oysa sen çoktan kendi yolculuğuna çıkmıştın. Yalova’ya geçmek üzere vapur beklerken bu kez kulağıma Arda boylarında türküsü çalınıyordu. Ah anneciğim vah anneciğim bu genç yaşlarda attın denizlere beni. Gözüm denizin dalgalarında köpüklerin ucuna takılmış gidiyorum. Ayaklarım yerden kesilmiş hissiyle ne yerdeyim ne de gökte. Araftayım. Ne zormuş ne büyük imtihanmış bir sevdiğini, canını kaybetmek. En sevdiklerimizle gider hayatımızın onlarla yaşadığımız bölümü. Onun her dem hatırasını yaşarken,ileriye  dönük hayallerimizde artık olmayacakları duygusu ne ağırdır.
Hayatımın çok büyük bölümüne nüfus etmişin..Farkına varmamışım.. Zaten hep kaybettiğimizde sevdiklerimizin değerini anlamıyor muyuz? Şimdi sana selam göndersem alır mısın?  Evvel giden ahbaba selam olsun erenler ilahisi tüm ruhumu kaplıyor. İki damla yaş süzülüyor yanaklarımdan aşağıya doğru, ufku selamlıyor gözlerim. Ölüm ve yaşam arasındaki ince çizgide gidip geliyorum. Ne garip bugün varız, yarın yokuz. Aslında garip olan var olduğumuzu sanmak değil mi? Yokluk ve yoksulluk varlığın kendisidir diyor mutasavvıflar. Dolayısıyla insan vücudunun,  ilahi görünüşünün bir işareti ve Allah’ın varlığı olduğunu bilmemiz gerekiyor.  Bilmek anlamakla bir midir? Anlamak içselleştirmekle bir midir? Sorular alıp götürüyor beni... Gözümü ufuk çizgisinden ayırıp vapurdan bir an önce inmek ve karaya ulaşmak isteyen insanlara takılıyor. İşte dünya hayatı. Bir an önce bir yerlere yetişmek için kıyasıya birbirimizi geçmek için yarışıyoruz. Ne için, ne uğurda? Büyük gün gelince dur yolcu diyecek olan yaratıcının sesine cevap vermekten öte gidecek yolumuz olmadığını bilmiyor muyuz?
Mimozalar açmış anne baksana!. Bir o yana, bir bu yana savruluyorum. Ölümün aldı beni götürdü âlemden aleme.. Bu duygudan, o duyguya bir beşik gibi sallayıp duruyor. Nasıl bir gerçeklik ki!.  Bu bir tokat gibi yüzüme çarptı. Her şeyi baştan sorguluyor oldum birden bire. Ölüm var ya Ömer! Ölüm var ya Ümit! Ölüm var ..

Ümit Gülbüz Ceylan
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...