4 Aralık 2011 Pazar

Organik Oyuncaklar


Bir çocuk hayatı ilk önce, oyuncaklarla oynayarak öğrenir. Oyun aslında hayatın bir provasıdır. Çocukken elimize aldığımız oyuncakla hayatla bağ kurmaya başlarız. Çocukken hepimizin oyuncakları vardı.. Benim de.. Mesela en çok sevdiğim diyebileceğim bir oyuncağım yoktu ama, müzik aletlerini pek bir sevdiğimi hatırlarım. Bebeklerim de vardı tabii. Bbunun yanında bir de resim yapmayı çok severdim. Birçok renkli pastel, ispirtolu, kuru boyalı kalemlerim vardı. Erkek kardeşimin de en çok arabaları vardı doğal olarak. Ama ikimizin de ortaklaşa sevdiğimiz bir başka oyuncağımız vardı. Bu ahşaptan yapılmış rengârenk legolarımızdı. Yani bu, bir nevi yap-boz tarzında bir oyuncaktı. Bunlarla oynamayı çok severdim. Renkleri kırmızı, mavi, sarı, yeşil idi. Ahşaptan yapıldığından mıdır nedir, onlarla oynamayı pek severdim.

Oyuncaklarla oynama yaşını çoktan geçmiştim ki, birden bu dünyaya oldukça uzak bir mesafede kaldığımı fark ettim. Tabii çocuk sahibi olunca, oyuncak dünyasının nereden nereye geldiğini gördüm. İnsan çocuk sahibi olunca ister istemez oyuncaklarla ilgileniyorsunuz. Çocuğunuz için en uygun olanını seçmeye veya seçtirmeye özen gösteriyorsunuz. Çünkü oyuncak dünyası, dev bir sektör ve bu sektörün kurbanı olmak istemiyorsanız eğer dikkatli olmak gerekiyor. Marka meczubu çocuğunuz olmasını istemiyorsanız aman dikkat! Oyuncaklar canavarlaşmış gibi, çocukların üzerine geliyor. Onların ruh dünyalarında nasıl bir yer edindiklerini düşünün bir kere. Maalesef oyuncaklar doğallığından uzaklaşmış durumda. Yalın ve doğal malzemelerden yapılmış fabrikasyon olmayan anne, baba yapımı hissini veren oyuncaklar çocukların dünyasında, bugün yer edinebilir mi yeniden. O annelerimizin, çocukluklarında kendi elleriyle veya kendi annelerinin yardımıyla yaptıkları pırtık kumaşlardan oluşturulmuş bebekler yok. Şimdi kızların winix, barbileri, televizyon yıldızlarının küçük kopya idolleri var. Erkek çocukların durumları farklı mı? Babalarımızın tahtadan yaptıkları arabalar yok ki? Onun yerine şiddeti körükleyen acayip yaratık oyuncaklar. Bir de erkek çocuklarına alınan akülü arabalar, cipler, motosikletler var. Son model! Günümüz oyuncakları; çocukları, endüstrinin planlanmış bir toplumun bireylerini oluşturmak üzere hedef seçmiş. Nerden bakarsanız bakalım bu oyuncakların hepsi birer silah gibi, bile bile kendi üzerimize doğrulttuğumuz tehlikeli bir sonun başlangıcı.

Geçenlerde oğlumla birlikte, Kadıköy’de kitapçıları dolaşırken bir tanesinin önünde kurulan tezgâhın üzerindeki oyuncakları uzaktan görünce, ister istemez ayaklarım oraya doğru yöneldi. Oğlum benden önce davranıp bu tezgâhtaki oyuncaklarla ilgilenmeye başladı. Oyuncakları görünce birden çocukluğuma gittim. Hani o kardeşimle birlikte oynamayı sevdiğim kırmızı, mavi, sarı, yeşil renkteki ahşap oyuncaklarımıza benziyordu. Mekanizma olarak daha modernize edilmişti ama çok sevimli ve doğaldı. İki kedi bir tahterevallide sallanıyorlardı. Üstelik bir ip yardımıyla onları sallayabiliyordunuz. Biri de ağaçkakan woodieyi hatırlatan bir oyuncak vardı. Ahşap bir çubuğun üzerinde kuş çubuğun yukarısından aşağıya bırakıldığında asılı duran bir ahşap çubuğu gagalayarak aşağıya kadar iniyor. Oğlumun çok hoşuna gitti bu oyuncaklar. Bir çocuk eline ne kadar da yakışıyor ahşap oyuncaklar. Çocuk saflığına uygun masum elleri ve ruhları kirletmeyen bu oyuncakları oğlum da sevdi. Bir de bu tezgâhın üzerinde yazan ve beni gülümseten bir yazı vardı. Şöyle yazıyordu bilgisayarda yazılıp çıkış alınan yazıda “Organik Oyuncaklar”.

Ümit Gülbüz Ceylan



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...